Tam demokrasi için önce sandığa

Tam demokrasi için önce sandığa gidilmesini ve özgürce oy kullanılmasını sağlamak gerekir.
İşte bu noktada üniversiteli genç seçmenlerin önemli sıkıntıları var.
Yüz binlerce üniversite öğrencisi, demokrasinin gereğini yerine getirmek için dünden itibaren ailelerinin bulunduğu yani nüfuslarının kayıtlı olduğu illere akın ettiler.
Bir taşla iki kuş vuracaklar. Hem ailelerini ziyaret edip hasret giderecekler hem de en temel demokratik haklarını kullanacaklar.
Ama şu sıralarda üniversitelerin neredeyse tamamında ya ara sınavlar var ya da finaller.
Ve hepsi de çok önemli.
İşte bu yüzden, en azından pazartesi günkü sınavlar ertelenebilir yoksa çok sayıda öğrenci sandığa gitmekten vazgeçebilir.
YÖK bu günler için var. İki satırlık bir açıklama yapsa yeter de artar.

Genel kategorisine gönderildi

havasında geçmesi gerekiyor.

Yarın seçim var. Ama, sanki bir felaketmiş gibi hemen herkes, bitse de kurtulsak havasında.
Oysa, eğer zerre kadar da olsa, demokrasinin önemine inanıyorsak, yarının bir şölen havasında geçmesi gerekiyor.
Ülkemizin gelmiş geçmiş en deneyimli politikacılarından birisi olan Demirel’le, üniversitelerde çok sayıda program yaptık.
Öğrencilerin en önemli eleştiri konularından birisi hep eksik ya da verilmeyen demokratik haklar oldu.
Hemen hepsini haklı bulmasına karşın, her defasında, sonucu ne olursa olsun, seçimlerin düzenli yapılıyor olması, demokratik bir ülke olmamızın en büyük güvencesi dedi.
Bu açıklamalar, elbette öğrenciler için hiçbir zaman yeterli olmadı. Ama çevremizdeki ülkelerle kıyaslandığında sandığın önemini çok daha iyi kavramaya başladık.
Peki sandık her şey mi?
Evet her şey.
Sonuçlar hoşumuza gitmese de içimize sindirmek zorundayız.
Eğer ortada yanlış giden bir şeyler varsa, bunu değiştirmenin yolu yine sandıktan ve bilinçli seçmenden geçiyor.

Üniversite adaylarının tümüne

Üniversite adaylarının tümüne kocaman bir geçmiş olsun diyoruz. En azından üzerlerindeki YGS yükü kalktı. Sonuçlar da bir hafta, on gün içerisinde açıklanır.
nadım inat dedi ve soruların tümünü açıklamadı. Ama yanlış yaptı. Çünkü iki milyon adayın ve on binlerce öğretmenin gördüğü, bildiği, kafasına kazıdığı hatta öyle ya da böyle bir şekilde elinin altında bulundurduğu sorular sır olmaktan çoktan çıktı. Bu soruları önümüzdeki yıllarda yapılacak sınavlarda sormak yanlışların en büyüğü olur… Peki sorular nasıldı, kolay mıydı zor mu?
YGS genelde kolay oluyor. Kolaydı diyenler var. Çok zor sorular da vardı diyenler de çok. Peki hatalı soru var mıydı?
Bırakın açıklanmayan soruları açıklananlar arasında da çok sayıda hatalı soru olduğunu iddia eden hocalarımız bulunuyor. Örneğin Fen 34. soru.
ÖSYM umarız  hatalı olduğu iddia edilen tüm sorularla ilgili açıklamalarda bulunur. Hem de hiç zaman kaybetmeden.

Twitter’a karşıydım ama…

Bugünün romanı yazılsaydı, hangi karakterler öne çıkar ve nasıl bir kurgu söz konusu olabilirdi?
İşte biz de bu soruyu merak ettik ve ünlü yazar Pınar Kür’ü konuk ettik.
Kür, Işık Üniversitesi‘nde gerçekleşen programda, dünden bugüne, çok önemli açıklamalar getirdi. İşte programdan satır başları:

Twitter’a karşıydım ama…
* Ben twitter’ı Başbakan’dan çok önce yasakladım. Çünkü öğrencilerim derse giriyorlar, kitabını okumamış, dersini çalışmamış, ellerinde telefon twitter’la uğraşıyorlar. Orada, derinlikli bir iletişim gelişmiyor. Bu yüzden senelerce twitter’a girmedim, yasak gelince kullanmaya başladım ve ben de kendimi kaptırdım.
- Seçime gidiyoruz ama herkene yapabilirim, kime oy vereyim diye düşünmek yerine twitter’ı konuşuyor. Bdeğiştirmedir. Bırakın, nasıl olsa giriyorsunuz zaten, bırakın konuşmayın onu. Daha önemli meseleler var. Meseile savaşa girecek mi Türkiye benim en çok korktuğum şey o.

BENGÜ HANIMLA KÜS DEĞİLDİK

BENGÜ HANIMLA KÜS DEĞİLDİK

Altan, “Biz zaten hiçbir zaman küs değildik ki” dedi. Aşkınıza kaldığınız yerden devam kararı mı aldınız? Sorusuna ise, “Arkadaşlar, dediğim gibi biz Bengü Hanım’la ayrıldıktan sonra küs değildik ve arkadaşlığımız devam ediyordu. Herhangi bir aşkın olması söz konusu değil, o gece de arkadaşlarımızda vardı ve geç saatlere kadar hep birlikte eğlendik. Arkadaş arkadaşa eğlendik, bunun dışında bir şey yok.” yanıtını verdi.

Ondan kalan birkaç eşya

Ondan kalan birkaç eşya ve sandık verirler.Akşam uykusu gelmeyince kutuyu açar.Birkaç eşya ve bir günlük bulur.Günlüğü okumaya başlar.Günlük babasının ilk memur olduğu yıldan başlar.Birkaç yerden sonra tayini Diyarbakır’a  çıkar.Burda annesiyle tanışır.Herkes onun kötü biri olduğunu söylemesine rağmen onla evlenir va kaynanasıyla İstanbul’a gelir.Burda karısının ve kaynanasının kötülüklerini yavaş yavaş öğrenir.Kavga etmeye başlarlar.Üstelik  dolapları karıştırınca aşk mektupları bulur.Bu mektuplar komşusu Necip Bey’den gelmiştir.

Çok kötü birisi olup evlendikten

Mürşit   Efendi        :Cok iyi birisi olup dürüsttür.Herkese yardım etmeyi seven birisidir.Memurluk mesleğine çok düşkün birisidir.Fakat yanlış eş seçiminden dolayı mahvolmuştur. Kendine içkiye vermiş her şeyini kaybetmiştir.

Annesi                      :Çok kötü birisi olup evlendikten sonrada kötülüklerine devam etmiştir.Üstelik kocasını aldatmıştır.

Anneannesi             :O da kızının kurbanı olmuştur.Fakat ister istemez bir süre sonra kızının yanında yer almıştır.Damadına kötülükler yapmıştır.

ROMAN HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER    :Kitap bize hayat dersi vermekle birlikte o zamanki durumuda göz önüne sermektedir.Kitap oldukça sürükleyici olup sıkmamaktadır.Dili ağır değildir.

Zehra kasabanın en tanınan kişisidir.

Zehra kasabanın en tanınan kişisidir.Çok iyi bir öğretmen olup sevilen birisidir.Fakat geçmişte yaşadılarından dolayı acıma duygusundan yoksundur.Bir gün Maarif Bey gelip bir mektup verir.İstanbul’dan cağrıldığını ve babasının çok hasta olduğunu söyler.Ama o bunu kabul etmez .Çünkü küçükken annesinin ,ablasının ve kendisinin başına gelen bütün olaylar hep onun yüzündendir.Belli bir süre sonra baskıya dayanamaz.İstanbul’a gitmek üzere trene biner.Trende hep babasının annesine ,ablasına bağırmasını,sarhoş sarhoş eve gelmesini düşündükçe ona nefreti artar.Üstelik komşuları olan Necip Bey ve ablasının o kadar iyiliğine karşın onlarlada kavga

Fakat annesi onu kızlarına karş

Fakat annesi onu kızlarına karşı kötülemektedir.Ablası annesinin tutarsızlığından dolayı ölür.Diğer kızının da aynı duruma düşmemesi için evden kaçırır.Bir yurda yerleştirir.Belli bir süre sonrada karısı ve kaynanası ölür.Günlük burada biter.Bu olaydan sonra  Zehra çok pişman olur.Artık bütün gerçekleri öğrenmiştir.Ayrıca  acımayıda  öğrenmiştir.

KİTABIN ANAFİKRİ           :Hayatımızda eş şeçimini çok iyi yapmalıyız.Eğer iyi şeçim yapamazsak ileriki hayatımızda başarılı olamayız.

KARAKTERLER    :

Zehra                         :Çok iyi bir öğretmendir.Çok sevilmektedir.Fakat acıma duygusundan yoksundur.Babasına karşı olan nefreti daha sonra acıya dönüşmüştür.

Deniz Seki Vakası

Özel yetkili İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, Deniz Seki’yi “uyuşturucu ticareti yapmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdığı kararının gerekçesinde, sanık Deniz Seki’nin tape kayıtları içeriklerine göre, arkadaşları adına uyuşturucu maddelerden kokain maddesini daha çok sanık Sinan Yüksel’den istediği ve böylece “başkalarına vermek” şeklinde atılı suçu işlediğinin anlaşıldığı belirtilmişti.